-
Devamını okuyun…: The Diplomat: Hal Wyler’ı Sevmemem Gerekiyor, Değil mi?Hal Wyler korkunç bir koca ama Hal Wyler’ı çok seviyorum. The Diplomat’ın ilk üç sezonunu dördüncü sezon gelmeden önce bir kerede izledim ve sonunda vardığım yer tam olarak burası oldu. Üstelik benim de çok hoşuma giden bir durum değil. Çünkü üç sezon boyunca Kate’in arkasından iş çeviren, karısının sınırlarını defalarca…
-
Devamını okuyun…: Seni Tanıyorum: Biz Bu Hikayeyi Çok İzledikEve gizemli bir bakıcı gelir. Önce ailenin güvenini kazanır sonra evin düzenine yavaş yavaş sızar. Evin kadını bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğinde ise artık çok geçtir. Tanıdık geldi değil mi? Bana fazlasıyla geldi. Tam da bu yüzden Seni Tanıyorum‘a biraz mesafeliydim. Çünkü “eve gelen gizemli bakıcı” hikayelerini izlemeyi pek…
-
Devamını okuyun…: Ahlaki Pusulayı Es Geçmek: ‘Erken Kış’ Bize Kimin Tarafını Tutturuyor?Uzun zamandır bir filmden sonra ruhumun böylesine doyduğunu hissetmemiştim. Festival sineması denince akla gelen o ağır, kasvetli ve yer yer izleyiciyi zorlayan kalıplardan çok uzak bir işle karşı karşıyayız. Özcan Alper’in Altın Portakal’dan ödülle dönen son filmi Erken Kış, izleyicinin üzerine çökmeden, ritmini kaybetmeden ilerleyen çok güzel bir yol hikayesi.…
-
Devamını okuyun…: Yaz Evi: Bir Sahil Şeridinde Büyümek ve Zamana Karşı DurmakSinemanın en sevdiğim yanı ekrandaki hikaye sizin gerçeğinizden farklı bile olsa, hissettirdiği o ortak geçmiş ve koku ile kendi anılarınıza götürmesidir. Prime Video’da yeni yayınlanan “Yaz Evi” filmini izlerken ben de kendimi sürekli çocukluğuma ve ilk gençliğime dönerken yakaladım. Yönetmen Erdem Tepegöz’ün dijital platformlardaki o insan ilişkilerine ve dramatik derinliğe…
-
Devamını okuyun…: New York’ta Bir Gece: Gözden Kaçan Bir Gece YolculuğuBazen çok güçlü oyuncu kadrolarına sahip, sinematografik olarak da çok özel bir pencere açan filmler kalabalık vizyon takvimlerinin arasında kaybolup gidiyor. Başrollerini Sean Penn ve Dakota Johnson’ın paylaştığı, orijinal adıyla Daddio, bizdeki adıyla “New York’ta Bir Gece” tam olarak böyle bir film oldu benim için. Aslında 2023 yılında yayınlanmış olan…
-
Devamını okuyun…: Kaşık: İki Yaralı Geminin HikayesiDün akşam Bahçe Galata’nın samimi atmosferinde Kimiki Tiyatro & Mundial Yapım’ın “Kaşık” oyununu izledim. Oyuna giderken modern zamanın yalnızlığını ve kurulamayan bağları anlatan, yoğun ve melankolik bir dram izleyeceğimi sanıyordum. Fakat başladığı andan itibaren hiç beklemediğim bir şey oldu: Çok güldüm, hem de bütün salonla birlikte, kolektif bir kahkaha tufanıyla.…
-
Devamını okuyun…: İkimizin Yerine: Bazı Kutular Asla AçılmamalıdırYıllar sonra İkimizin Yerine 10. yılına özel olarak yeniden vizyona girmiş. Ben de bunu öğrenince 2016 yılında o zamanki blogumda yazdığım yazıyı aynı şekilde yeniden paylaşmak ve o yıllara dönmek istedim. İşte noktasından virgülüne dokunulmamış düşüncelerim; Ne!? Serenay Sarıkaya ve Nejat İşler aynı filmde mi buluşuyormuş? Hem de bir edebiyat…
-
Devamını okuyun…: Bir Kahkahanın Ardındaki Gerçek: Çağan Irmak’ın “Adile” FilmiÇağan Irmak imzalı Adile filmini bitirdiğimde kendimi hiç tahmin etmediğim bir duygu karmaşasının içinde buldum. Oysa ekran karşısına hiç “ben bu filmde ağlayabilirim” düşüncesiyle geçmemiştim. Hazırlıksız yakalandım. Filmin sonunda o kadar ağladım ki “Çağan Irmak yine yapmış yapacağını” dedim. Ama bu ağlama hali o bildiğimiz Yeşilçam sıcaklığından gelmiyordu. Karşımızda tüm…
-
Devamını okuyun…: The Drama ve Pazarlanan Trajediler: Bir Acı En Fazla Ne Kadar Estetik Olabilir?Bazen sinema, gerçek hayatın sertliği karşısında o kadar steril kalıyor ki; perdedeki o kusursuz görsellik bir noktadan sonra insanın gözüne batmaya başlıyor. Özellikle de hikaye, gerçek hayatta hala kanayan bir yaranın etrafında dolaşıyorsa… The Drama benim için güçlü bir yüzleşme hikayesinden çok, travmanın nasıl estetik bir ürüne dönüştürülebileceğine dair kusursuz…
-
Devamını okuyun…: I May Destroy You: Travmanın Bencilliği ve Bizim Hiç Sahip Olmadığımız O “Lüks” BilinçsizlikGeçtiğimiz günlerde, son yılların en çok konuşulan yapımlarından birini nihayet bitirdim. Geç bile kaldım: I May Destroy You. Michaela Coel’in yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı bu mini dizi, sadece bir “cinsel saldırı” hikayesi değil; rıza kavramının, arkadaşlığın ve travma sonrası kimlik inşasının ne kadar dağınık ve rahatsız edici olabileceğine…
