-
Devamını okuyun…: Kurtuluş: Kötülüğün Coğrafyasında Bir Cinnet AyiniEmin Alper sineması, her yeni halkasıyla bizi kaçmak istediğimiz o karanlık aynaların karşısına biraz daha sert oturtuyor. En sevdiğim yerli yönetmenlerin başında gelmesi bir yana, “Kurtuluş” için koltuğa oturduğumda o saf şok etkisini yaşayabilmek adına her türlü ön bilgiden kaçındım. Gerçek bir olaydan esinlenildiğini bilmekle beraber detaylara kapalı kalmak beni…
-
Devamını okuyun…: Bildiğin Gibi Değil: Aynı Evin İçinde Ayrı Çocukluklar YaşamakHBO Max’te karşımıza çıkan, Vuslat Saraçoğlu’nun yazıp yönettiği “Bildiğin Gibi Değil”, 43. İstanbul Film Festivali’nden aldığı En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu gibi önemli ödüllerle dikkat çeken bir yapım. Ancak ödüllerin ötesinde, film bizi çok temel ve sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor: Aynı evin içinde, aynı anne…
-
Devamını okuyun…: Aynı Hikayelerin İçinde Dönüp Durmaktan Yorulmadık Mı?Bazen küçücük bir haber, insanın zihninde hiç beklemediği bir tartışma alanı açıyor. Dün akşam tam da böyle oldu; çok beğendiğim, bu toprakların ruhunu çok iyi yansıttığını düşündüğüm Magarsus’un yeni sezonunun gelmeyeceğini öğrendim. Önce bir “Neden?” dedim, sonra kendimi televizyon dünyasından dijital platformlara, reyting sisteminden seyirci alışkanlıklarımıza kadar uzanan bir düşüncenin…
-
Devamını okuyun…: Bazı Kötü Alışkanlıkların Politik Tarihi: Biz Mi Bağımlıyız Yoksa Sistem Mi?Dünya Tiyatro Günü’nü Pax Sahne’de izlediğim “Bazı Kötü Alışkanlıkların Politik Tarihi” ile kapattım ve bu sezon izlediğim metni en sert ve temposu en yüksek işlerden biri olduğunu hiç düşünmeden söyleyebilirim. Oyun aslında bağımlılığı anlatıyor gibi görünse de kısa sürede bağımlılıktan çok, insanların farkında olmadan içine çekildiği bir hayatı anlatmaya geçiyor.…
-
Devamını okuyun…: Harry Potter: Bazı Efsanelere Hiç Dokunmamak Mı Gerekir, Yoksa Biz Mi Değişime Kapalıyız?Harry Potter fırtınasının koptuğu o ilk yıllarda, herkes Hogwarts’tan bahsederken ben bir şekilde bu dünyanın hep dışında kalmıştım. O trene ancak yakın zamanda, herkes indikten sonra binebildim ama içeri girdiğim an “Keşke bu kadar beklemeseydim” dedim. Şimdi ise HBO’nun yeni dizisinden ilk tanıtım yayınlandı ve Paapa Essiedu’yu Snape olarak karşımızda…
-
Devamını okuyun…: Gerçek Seyirci Tiyatrodan Uzaklaşıyor mu? Bir İzleyicinin NotlarıSon günlerde tiyatro dünyasında yeni bir tartışmanın kapısı açıldı. Gazeteci Mustafa Kara, sahneden.net’te yayımlanan “Satıcının Ölümü: Howard Wagner bilet keserken tiyatro bahçemize dökülen hafriyat!” başlıklı yazısında oldukça sert bir eleştiri getiriyor. Kara, Arthur Miller’ın kapitalizm eleştirisi üzerine kurulu Satıcının Ölümü oyununun büyük sermaye ve sponsorluk ilişkileri içinde sahnelenmesini sorguluyor. Yazıda…
-
Devamını okuyun…: A Real Pain: Aynı Geçmiş İki Bambaşka YasA Real Pain izlerken şunu düşündüm: aynı geçmişi paylaşan iki insan, aynı acıyı neden bu kadar farklı yaşayabiliyor? A Real Pain ilk bakışta iki kuzenin Polonya’ya yaptığı bir yolculuğu anlatıyor gibi görünse de, film ilerledikçe bu yolculuğun aslında geçmişle, aileyle ve özellikle de yasla kurulan bir yüzleşmeye dönüştüğünü fark ediyoruz.…
-
Devamını okuyun…: Uykusuz Bir Rüya, Salim: Keşke Mi Daha Zordur Kader Mi?Uykusuz Bir Rüya, Salim uzun zamandır radarımda olan ama bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım bir oyundu. Hatta ilk çıktığı zaman bilet almıştım ama gidememiştim, aksilik işte… O gün bugündür aklımdaydı. Sonunda Alan Kadıköy’de izleyebildim. Ve gerçekten izleyince de neden bu kadar konuşulduğunu daha iyi anladım. Oyunun hem yazarı hem de…
-
Devamını okuyun…: Marty Supreme:Sinir Bozan Bir Karakter, Nefes Aldırmayan Bir TempoBazı filmler daha ilk dakikalarda nasıl bir deneyim olacağını belli eder. Marty Supreme de tam olarak böyle bir film. Tempo neredeyse hiç düşmüyor ve bir noktadan sonra kendinizi sadece filmi izlerken değil, Marty’nin yarattığı kaosun içinde koştururken buluyorsunuz. Ben açıkçası daha sakin ilerleyen bir hikaye bekliyordum ama film çok hızlı…
-
Devamını okuyun…: Masumiyet Müzesi: Aşkın Adını Saplantı Koyarsak Ne Değişir?Hepiniz okudunuz.Hepiniz izlediniz.Hepiniz Kemal ve Füsun hakkında uzun uzun tartıştınız. Şimdi biraz da ben konuşayım. Masumiyet Müzesi yıllardır “büyük aşk hikayesi” diye anlatılıyor ama ben kitabı okurken Kemal’e hayran olmadım. Aksine, içimde sürekli bir huzursuzluk vardı. Çünkü ortada fedakarlıkla büyüyen bir aşk değil, karar veremeyen bir adamın konfor alanı vardı.…
